21 Eylül 2012 Cuma




"Tanirim seni sen hic kimseyi sevmezsin,
  kaybolsam hafta olur beni aramaya bile yeltenmezsin.."




Insanin, kodlarina yaratilista kazinmis olan "sevgi" duygusunun icinde var olup olmadigini sorgulamasi cok rastlanan bir durum degildir elbet. Yuksek bir ozguven de buna neden olabilir, bir kademe daha kotusu insanlari begenmeme de.

Aslina bakarsan bu durum bahsedilen "sevgi" hissinin var olmadigina degil, bu hisse verilen son derece degerli oneme isaret ediyor; kimseye bahşedilemeyecek kadar degerli. Gercek bir dusmanin, insanin icine sinirsiz bir cesaret doldurmasi gibi.

Kendine olan guveninden kaynakli bu "sevgi"ye yuksek deger atfetme durumu etrafinda bir kalkan, o kalkan cevresinde parmakliklar, parmakliklar ucunda da iki ucu keskin bicaklar yaratiyor. Bu koruma icgudusu, ozel ve saf olan bir hisse dokunabilmeyi imkansiza yakin kiliyor.
.
.
 Ust duzey bir sevgi gecebilir mi oradan?
.
.
Onlardan gecip de, gercek sevginin oldugu yere ulasmak icin bir isik gerek belki de, yol gosterecek. Fakat isik o kadar zayif ve gozle gorunmeyecek bir frekansta ki, aylarca icine bakip ve hatta temas da edip sadece birkac kucuk bilgi kirintisi biriktirebilirsin varligina dair.

Onca kapali kapinin ucunda elinde kocaman bir el' le bekleyen kocaman sacli bir kiz cocugu var. Bu kiz cocugu kucuk yasinda biriktirdigi onlarca sevgisini parmaklarinda saklamis, uclarinda. O zorlu yollardan gecerken kendinden parcalari koparmayan birini istemis belki, ki istedigi de isiklarla yolu gostermesinden belli.

Butun bu sevgisizlik korkularinin altinda, sevgisine verdigi yuksek deger varken; simdi baktigi yerde ona bu degeri hissettirecek kuvvette biri var karsisinda. Demirden bilekleriyle melek kanatlarindan tutmus ve onlarin kirisikliklarini duzelten biri.. Etrafindaki dogru duzgun ve kosulsuz bagli oldugu tek adama benzeyen biri..

Icinde var olan sevgiyi, gosterdigi yolda yuruyerek cozmus olmanin huzuruyla diyor ki o adam; "bu son olsun.."



Dünyamın acılarından geride tutabilirsin kendini, bu özgürlük sana verilmiştir ve senin doğa'na aykırı yanı yoktur; ama kaçınabileceğin tek acı varsa, o da işte kendini bu geride tutuştur.
kafka.

20 Ağustos 2012 Pazartesi

Ay







Hic beklenmemis gunlerin icinden cikan surprizi belirsiz bir ses.
Seslerin arasinda, istemsiz yazilmis tesaduf saatleri karisti birbirine ruya gibi.
ve onca kelime ardindan, arada kalmis sessizlikleri doldurmaya replikler yaziyorum.
Korku yatisiyor, bir perdenin düşüşü var simdi düşü yanan iki aklin arasinda.
Simdi perdesiz pencerelerden iceri yagiyor firtina, ve ay.





"o hayallerin ciktigi zaman yaninda olayim olur mu?"
.. Ce



12 Nisan 2012 Perşembe

Ne Zaman Öleceksin?






Hepsinin disinda insanin kendisine sormaktan korktugu sorulardan biri sanki.
Karamsar tonda bir "Ne Zaman Oleceksin?"

Bu ayni zamanda kotu anlarin sonunda gelen bir kendiyle monolog cabasi.



Insanlarin monologlara yonelip diger insanlarla konusamamasinin temel nedeni olabilir belki ozguven eksikligi.
Kelimelerine guvenmeyen, aklinin icinde olup bitene anlam veremeyen insan.
Ust duzey ego da buna neden olabilirdi ama o zaman da insanin karamsarliga kapilmayacagi kadar yalan bir yasam olurdu elindeki.

Her seyi bir sonuca dayandiran insanin da kendine sorusudur "Ne Zaman Oleceksin?".

Olmek baslangic degildir ölen icin. Olmek son da degildir ölen icin. Geri dönüp uzerinde dusunebilecegi bir sey de degildir.

Insan ölür. Bir anda. Oncesini, sonrasini ve nedenlerini tartisamadan...

.....yasarken de bazen.


Bana yasarken oldugunu dusunen bir insan gosterin, ben de size elindekilerin farkinda olmayan bir insan gostereyim. Olumlerden sonra kaybettiklerini kendi öznesinde degerlendirmekten yoksun insan. Onceden islenmemis duygulardan biri olan "sonsuza yok olma" yi kolay da saniyor hatta.
Yasama tutunmak; yasam tanimlanmis her seyin ilk kodu yasama tutunmakken, insan dusunebildigi icin bu kodlarina karsi durmaktadir bazen.

Insanlik; insanla insanin iletisimiyle ilerliyor. Insanin kendisine sordugu "Ne Zaman Oleceksin?" sorusunun ustesinden gelebilmesi icin, icine bakip disaridaki hayatlarla iliskilenmesi gerekiyor.
Insan, insanla buyuyor. Cevresinde olusturdugu dunyasinda konusabildigi kadar anliyor ve gelisiyor.
Dag gibi yasamak varken karsinda, ölüm sadece bir kucuk ayrinti kalmali.

Konuş..

...korkma




"Barakaya  bagli bir kopek ona gercekten bagli midir?
Arthur SCHOPENHAUER"